13 Ocak 2020 Pazartesi

YİNE ŞİİRCE BECEREBİLDİĞİMCE ŞAİRCE..

Yazı dünyasına emekli olarak veda ettikten sonra şair ve edip dostlarımla yaptığımız mülahazalarda şiir ve edebiyata becerebildiğimiz kadar yoğunlaşarak romantizmi yeniden yazı hayatına sokmaya çalışalım diye bir önerim oldu.
Daha doğrusu bendenize de bu ilhamı savaşçılığına tanık olduğum Aslan Gibi bir Kardaşımın ve Ülkücü camianın Yaşayan Efsane Çile Abidesi bir Ağabeyimizin gün aşırı sosyal medyada paylaştıkları birbirinden güzel şiirler verdi...
Müthiş emeklerle kelimelerle inşa edilerek paylaşılan hayal binalarını elbette ısrarla ve dikkatle takip ediyorum.
Edebiyatta özellikle de şiirde Azerbaycan ziyalılarının farkını zannederim okuyan herkes bilir.
Bana göre günümüzün Türk Dünyasında yaşayan en kudretli Şairlerinden Elman TOVUZ'un şiirlerini de çok dikkatle takip ediyorum.
Dün gece geç vakitte Elman Usta bir beyit paylaştı sosyal medyadan.
Defalarca defalarca defalarca okudum beyti anladım ki Ayak, Azerbaycanlı Şair Elman Tovuz'dan geldi:
"Ürəyin məhbəsdi, nədi, -
  Hərə bir az yatıb çıxır?.." demişti Elman Muallim.
Uyuyamadım!
Kelimelerime kaçıp sığındım.
Sağa döndüm, sola döndüm, döğündüm ve becerebildiğimce dedim ki:

Selam olsun Elman can
Gene silkeledin yaman.
Könlüm sınık başım duman
Tüstülere çatıp çıxır!..

Gözüm gördü dilim dedi
Heresi bir yana baxır.
Üreğin mehbesdi nedi
Here birez yatıp çıxır!...

Bir gızl gül de değilem
Her yel esende eğilem.
Mən ki, vəfasız deyiləm,

Sevdiklərim atıb çıxır!..

Hasretnen vuslat tepişir
Sevda aşk ile qapışır
Canevimde can çekişir

Ganıma gan gatıp çıxır!..

Yolunu bilmezsen sorup
Issız yere kal'a gurup
Dağ basına bazar gurup

Keçene can satıp çıxır!..

Kôr pıçaxnan alma soyup
Namert sorfasında doyup
Vatanı düsmanda goyup
Başıma Xan çatıp çıxir!..

Söyüp sayarak feleğe
Gelirler payız keleğe
Özleri tüşüp teleye
Ellerimnen tutup çıxır!..

Uzaxdan seslendi Elman
Halımı eyledi yaman
El aman ha el aman
Könlüm haraylanıp çıxır!...

Umarım şiirle iştigal eden erbab-ı kalermin de ilgisini çekebiliriz ve yazı hayatımıza karınca kararınca katkılarımızla şiir ve hikâyeyi yeniden katmayı başarırız.
Çünkü günümüz edebiyatının Karacaoğlanlara, Hatayilere, Fuzlilere ve Ömer Seyfettinlere çok ihtiyacı var..
Bu cehdimizde az da olsa başarılı olabilirsek "SES BAYRAĞIMIZ" dilimiz Türkçe'nin de yeniden dallanıp budaklanmasına inkişaf etmesine bir katkımız olur.
Madem ki Allah elimize kalem nasip etmi, madem ki kaleme ve kalemin yazdıklarına kelime kelime and içmiş, biz de sözün hükmünün ve kudretinin farkında olarak söz dünyasına sığınarak yalnızşlığın kalabalığının fotoğrafını çizmeğe çalışalım diye düşünmekteyim.
Bir kaç gün önce;
"Şiir; inlemeyen sızı,
Şiir; tarihin güncel izi,
Şiir;gönülün gözü,
Şiir; özetin özü,
Şiir; doğrunun sözü,
Şiir; bestenin sazı,
Maşukun nazı,
Çokluğun azı,
Şiir; sevdanın niyâzı. ...
Son yıllarda, belki de son yüzyılda romantizmin neredeyse yok olması yüzünden maddenin hakimiyetindeki ruhsuz bir zaman ve zeminde yaşıyoruz!" diye feryat etmiştim..
Fırsat buldukça veya uzak-yakın gönüldaşlarım gönül zülf-i yarine dokundukça bu konuda düşüncelerimi arz etmeğe gayret edeceğim...

Erbâb-ı kalem bütün dostlara selam ile vesselâm..
Selâm sevgi duâ..
Mustafa ASLAN

Hiç yorum yok: